Sokakta, televizyonda ya da sosyal medyada sıkça karşılaştığımız bir manzara var: Polis birini gözaltına alıyor ve kollarını arkaya kıvırıp ters kelepçe takıyor. Çoğu zaman arkadaki fon müzikleriyle ya da "işte suçlu yakalandı" algısıyla bu anı normalleştiriyoruz. Peki, hiç durup düşündük mü? Bir insanı önden değil de arkadan kelepçelemek sadece teknik bir güvenlik önlemi mi, yoksa işin içinde insan onurunu, aklı ve vicdanı yaralayan başka bir şeyler mi var?
Gelin, bu konuyu ağır hukuk terimlerine boğulmadan, tamamen akıl, vicdan ve insan olmanın felsefesi üzerinden konuşalım.
1.İnsan Onuru: "Ben Suçluyum" Diye Bağırmaya Zorlanmak
Hukukun en temel kuralı şudur: Bir insanın suçu mahkeme kararıyla kanıtlanana kadar o kişi masumdur. Buna "masumiyet karinesi" denir. Ancak ters kelepçe takılmış bir insanı sokakta yürüttüğünüzde ya da kameraların önüne çıkardığınızda, topluma doğrudan şu mesajı verirsiniz: "Bu kişi tehlikeli bir suçlu."
Büyük filozof Immanuel Kant’ın çok güzel bir sözü vardır: "İnsan asla bir amaç için araç olarak kullanılamaz." Bir kişiye, gerçekten kaçma veya saldırma tehlikesi yokken sırf "gözdağı vermek" ya da "güç gösterisi yapmak" için ters kelepçe takmak, o insanı bir nesneye dönüştürmektir. Suçu ne olursa olsun, bir insanı toplum önünde küçük düşürmek, onun insanlık onurunu elinden almaktır.
2. Akıl Ne Diyor? (Ölçülülük İlkesi)
Hayatı akıl ve mantık süzgecinden geçirerek yaşarız. Hukuk da aslında toplumun ortak aklıdır. Akıl bize der ki: Bir sorunu çözerken, amaca ulaşacak en zararsız yolu seç.
Kelepçenin amacı nedir? Şüphelinin kaçmasını engellemek veya birine zarar vermesini önlemek.
- Peki, düz kelepçe (kollar öndeyken) bu amacı sağlamıyor mu? Sağlıyor.
- O halde, insan anatomisini zorlayan, omuzları ve bilekleri ciddi şekilde inciten, kişiyi fiziksel olarak aciz bırakan ters kelepçe ısrarı niye?
Eğer bir insan saldırgan değilse, kaçmaya yeltenmiyorsa ve normal bir şekilde teslim oluyorsa, ona ters kelepçe takmak akıl dışıdır. Akıl, gereksiz sertliğin olduğu yerde adaletin değil, öfkenin hüküm sürdüğünü bilir.
3. Vicdanın Sesi: Güç Simetrisi ve Ezmek
Vicdan, adaletin içimizdeki pusulasıdır. Devlet dediğimiz mekanizma; polisiyle, askeriyeyle, adliyesiyle devasa bir güce sahiptir. Bu devasa gücün karşısında tek bir birey (şüpheli) ise tamamen savunmasızdır.
Vicdan tam da bu noktada devreye girer ve der ki: "Güçlü olan, gücünü sınırlandırmayı bilmelidir."
Ters kelepçe uygulaması çoğu zaman fiziksel bir güvenlik önleminden ziyade, psikolojik bir boyun eğdirme yöntemidir. Kişiye "Ben senin iradeni sıfırladım, seni tamamen çaresiz bıraktım" mesajı verilir. Toplumun kolektif vicdanı, bir insanın fiziken ve ruhen bu kadar ezilmesini, hırpalanmasını adalet olarak kabul edemez. Çünkü adalet soğukkanlıdır; içinde intikam barındırmaz.
4. Türk Hukuk Pratiğindeki Sorunlar ve Çözüm Arayışı
Türk yargı kararlarında ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatlarında, somut tehlike unsurları oluşmadan yapılan kelepçeleme eylemleri "kötü muamele yasağının ihlali" olarak değerlendirilmektedir. Ancak uygulamada kolluğun reflexif olarak veya "kamuoyu baskısı/politik iklim" etkisiyle ters kelepçeye başvurduğu görülmektedir.
Eğitim ve Kültür Dönüşümü: Sorun yalnızca yasal mevzuat eksikliği değildir; sorun, gücü kullanan aktörlerin hukuku "intikam" değil, bir "prosedür ve adalet" mekanizması olarak görmesi gerektiğidir.
Yargısal Denetim: Savcılık ve mahkemelerin, yakalama anındaki ters kelepçe uygulamalarını rutin bir işlem olarak görmekten vazgeçip, her somut olayda bu yöntemin zorunlu olup olmadığını sıkı bir denetime tabi tutması şarttır.
5. Sorular ,Sorular….
Hukuka inanan akıl ve vicdan sahibi her kimsenin sorması gereken sorular şunlar olmalıdır :
- Hakkındaki soruşturmadan haberdar olarak kendi istek ve iradesiyle polise giden / teslim olan , yurt dışından dönen bir kimseye ters kelepçe takılarak ne hedeflenmiştir?
- Müdahale gerçekten zorunlu muydu?
- Daha hafif bir yöntem aynı sonucu sağlayabilir miydi?
- Müdahale kişinin insan onurunu gereksiz biçimde zedeledi mi?
- Uygulamanın süresi makul müydü?
- Kişinin sağlık durumu dikkate alındı mı?
- Müdahale, kamuoyu önünde teşhir veya küçük düşürme sonucunu doğurdu mu?
Bu sorulara dürüstçe verilecek cevaplar bizim kim ve nasıl bir devlet olduğumuzu tanımlayacaktır.
Son Söz: Güç Mü, Adalet Mi?
Sonuç olarak ters kelepçe, sıradan bir polis pratiği gibi görünse de aslında bizim adalete, insana ve devlete bakış açımızı yansıtan bir aynadır. Ters kelepçe uygulaması; aklın emrettiği ölçülülük ilkesini, vicdanın haykırdığı insan onurunu ve hukukun kurucu değerlerini zedeleyen sembolik bir şiddettir. Modern bir hukuk devletinde güç, öfkeyle değil akılla; intikamla değil vicdanla yönetilir. Şüphelinin veya sanığın kelepçelenmesi rasyonel bir güvenlik tedbiri sınırını aşıp bedensel ve ruhsal bir cezalandırma pratiğine dönüştüğü an, hukuk kendi varlık sebebini inkar etmiş olur.
Modern ve medeni bir ülkede devlet, gücünü öfkeyle veya şov yaparak değil, zarafetle ve hukuka bağlı kalarak gösterir. Bir tedbir, güvenliği sağlama sınırını aşıp bir cezalandırma ve aşağılama yöntemine dönüştüğü an, orada hukuk bitmiş, keyfilik başlamış demektir. Unutmayalım ki suçluyla mücadele etmek haklı bir görevdir; ancak bu mücadeleyi yürütürken bizi suçludan ayıran tek şey, bizim hukuka, akla ve vicdana olan bağlılığımızdır.
