I- MADDE METİNLERİ
TCK MADDE 170 – Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
(1) Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;
kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Yangın, bina çökmesi, toprak kayması, çığ düşmesi, sel veya taşkın tehlikesine neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
TCK MADDE 171 – Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması
Taksirle;
neden olarak başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlike yaratan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
II- SUÇUN VASIF VE MAHİYETİ
TCK’nın 170 ve 171. maddelerinde düzenlenen suçlar, ceza hukukunda “genel güvenliğe karşı suçlar” kategorisinde yer almaktadır. Bu suçların temel amacı yalnızca belirli bir kişinin malvarlığını veya yaşamını korumak değildir; aksine toplumun genel güvenlik düzenini ve kamusal güvenliği korumaktır.
Modern ceza hukukunda bazı fiiller yalnızca bireysel zararlara yol açtıkları için değil, toplumun geniş kesimlerini tehlikeye sokma potansiyeli taşıdıkları için cezalandırılır. Yangın çıkarılması, patlayıcı madde kullanılması, rastgele silahla ateş edilmesi gibi eylemler tam da bu niteliktedir. Bu tür fiiller çoğu zaman tek bir kişiyi değil, belirsiz sayıda insanı etkileyebilecek tehlikeler yaratır.
Bu nedenle söz konusu suçlar doktrinde çoğunlukla “somut tehlike suçu” olarak nitelendirilir. Yani suçun oluşabilmesi için mutlaka bir zarar meydana gelmesi gerekmez; ancak yapılan hareketin gerçek ve ciddi bir tehlike yaratabilecek nitelikte olması gerekir.
TCK 170 ile TCK 171 arasındaki temel fark failin kusur biçimidir:
Bu ayrım ceza hukuku bakımından son derece önemlidir. Çünkü kasıt, failin bilerek ve isteyerek tehlike yaratmasını ifade ederken; taksir, dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali sonucu tehlikenin meydana gelmesini ifade eder.
Örneğin bir kişinin kalabalık bir sokakta havaya ateş etmesi kasten tehlike yaratma kapsamında değerlendirilirken; bir kişinin gerekli güvenlik önlemlerini almadan ateş yakması sonucu yangın çıkması taksirle tehlike yaratma kapsamında değerlendirilebilir.
III-SUÇUN MADDİ UNSURLARI
1. Fail
Bu suçlar herkes tarafından işlenebilen suçlardır. Yani özgü suç niteliğinde değildir. Fail herhangi bir kişi olabilir.
2. Mağdur
Bu suçların mağduru belirli bir kişi değildir. Esasen mağdur:
Toplumun tamamıdır.
Çünkü suç, toplumun genel güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. Ancak fiilden doğrudan etkilenen kişiler de somut mağdur konumunda olabilir.
3. Fiil
TCK 170 kapsamında suç oluşturan başlıca hareketler şunlardır:
Ancak bu fiillerin suç oluşturabilmesi için kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olması veya toplumda korku, panik veya kaygı yaratabilecek nitelikte olması gerekir.
Örneğin boş bir arazide kimseye zarar vermeyecek şekilde yapılan kontrollü bir ateş yakma eylemi bu suç kapsamında değerlendirilmeyebilir.
4. Netice – Tehlike
Bu suçlarda önemli olan husus tehlikenin ortaya çıkmasıdır. Gerçek bir zarar meydana gelmesi şart değildir.
Örneğin:
durumlarında dahi suç oluşabilir.
IV- SUÇUN MANEVİ UNSURLARI
1. Kast (TCK 170)
TCK 170 suçunda failin bilerek ve isteyerek tehlike yaratması gerekir.
Örneğin:
failin tehlikeyi bilerek yaratması anlamına gelir.
Failin zarar verme amacı olması şart değildir; tehlikeyi bilmesi ve istemesi yeterlidir.
2. Taksir (TCK 171)
TCK 171’de ise suç taksirle işlenir.
Taksir şu durumlarda ortaya çıkar:
Örneğin:
bu suç kapsamında değerlendirilebilir.
V- ŞİKAYETÇİ (MAĞDUR) AÇISINDAN HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bu suçlar şikayete bağlı değildir.
Yani savcılık tarafından re’sen soruşturulur.
Ancak mağdur olan kişiler:
Özellikle şu durumlar uygulamada sık görülür:
Bu tür durumlarda mağdurların hukuki süreç başlatması mümkündür.
VI- SANIK (SAVUNMA) AÇISINDAN HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçları uygulamada özellikle havaya ateş etme, yangın çıkarma, inşaat faaliyetleri sırasında meydana gelen çökme olayları veya ihmali davranışlar sonucu ortaya çıkan tehlikeli durumlar bağlamında sıkça gündeme gelmektedir. Bu suç tipleri somut tehlike suçu niteliği taşıdığı için savunma stratejisinin temelinde çoğu zaman tehlikenin gerçekten oluşup oluşmadığının ve fiilin suç tipine uygunluğunun titizlikle değerlendirilmesi yer almaktadır.
Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi gereğince, bir eylemin suç olarak nitelendirilebilmesi için kanunda tanımlanan suç tipinin tüm unsurlarının eksiksiz şekilde gerçekleşmesi gerekir. Bu nedenle savunma açısından ilk yapılması gereken değerlendirme, olayın gerçekten TCK m.170 veya m.171 kapsamında bir genel güvenlik tehlikesi oluşturup oluşturmadığının ortaya konulmasıdır.
1. Somut Tehlikenin Gerçekten Oluşup Oluşmadığının Değerlendirilmesi
TCK m.170 ve 171 suçlarının en önemli unsuru somut tehlikenin varlığıdır. Bu suçlar yalnızca soyut veya varsayımsal bir riskin varlığıyla değil, gerçek ve belirlenebilir bir tehlikenin ortaya çıkmasıyla oluşur. Başka bir ifadeyle, yapılan eylemin toplumun genel güvenliğini veya belirli kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığını gerçekten tehlikeye sokabilecek nitelikte olması gerekir.
Savunma bakımından şu hususlar özellikle önemlidir:
Örneğin tamamen boş bir arazide veya yerleşim yerinden uzak bir bölgede gerçekleşen bir olayın toplum güvenliği bakımından gerçek bir tehlike oluşturup oluşturmadığı somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle savunmada çoğu zaman somut tehlikenin gerçekleşmediği veya objektif olarak gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.
2. Fiilin Kanunda Belirtilen Suç Tipi Kapsamına Girip Girmediği
TCK m.170’te düzenlenen suç tipi seçimlik hareketli bir suçtur. Kanunda belirli eylemler sayılmıştır. Bunlar:
Bu nedenle somut olayda gerçekleşen davranışın gerçekten bu hareketlerden birine karşılık gelip gelmediği titizlikle değerlendirilmelidir. Kanunda sayılan hareketler dışında kalan bazı davranışların zorlayıcı yorumla bu suç kapsamında değerlendirilmesi hukuka aykırı olabilir.
Savunma bakımından önemli olan husus, ceza hukukunda kıyas yasağı bulunduğundan hareketle suç tipinin genişletici yorumla uygulanamayacağıdır.
3. Nedensellik Bağı (İlliyet Bağı)
Özellikle yangın, bina çökmesi veya doğal afet niteliği taşıyan olaylarda savunmanın en önemli unsurlarından biri nedensellik bağının incelenmesidir.
Bir kişinin cezai sorumluluğunun doğabilmesi için:
Ancak uygulamada birçok olayda yangının veya çökmenin gerçek nedeni farklı olabilir. Örneğin:
gibi durumlar nedensellik bağını ortadan kaldırabilir.
Bu nedenle savunmada çoğu zaman bilirkişi raporlarının teknik yönden incelenmesi ve olayın gerçek nedeninin ortaya çıkarılması büyük önem taşımaktadır.
4. Kast Unsurunun Bulunmaması (TCK m.170 Bakımından)
TCK m.170 kapsamında suçun oluşabilmesi için failin kasten hareket etmesi gerekir. Yani failin yaptığı davranışın tehlike yaratabileceğini bilmesi ve bunu istemesi gerekir.
Ancak birçok olayda failin amacı tehlike yaratmak değildir. Örneğin:
bu suç bakımından kastın varlığını tartışmalı hale getirebilir.
Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince kastın kesin ve kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispat edilmesi gerekir. Aksi halde fail hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi mümkün değildir.
5. Taksir Unsurunun Bulunmaması (TCK m.171 Bakımından)
TCK m.171’de düzenlenen suç ise taksirle işlenen bir suçtur. Bu nedenle failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması gerekir.
Savunma bakımından şu hususlar incelenir:
Eğer fail gerekli özeni göstermişse ve olay öngörülemeyen bir durumdan kaynaklanmışsa, cezai sorumluluğun doğması mümkün olmayabilir.
6. Hukuka Uygunluk Nedenleri
Bazı durumlarda fiil tehlike yaratıyor gibi görünse de hukuka uygunluk nedenleri söz konusu olabilir.
Örneğin:
bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bu tür durumlarda fiil hukuka uygun olduğundan ceza sorumluluğu doğmaz.
7. Delillerin Değerlendirilmesi ve Bilirkişi İncelemesi
Bu suç tiplerinde teknik değerlendirme büyük önem taşır. Özellikle:
yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Savunma açısından bilirkişi raporlarının bilimsel yöntemlere uygun olup olmadığı, raporun yeterli teknik incelemeye dayanıp dayanmadığı ve alternatif senaryoların değerlendirilip değerlendirilmediği mutlaka incelenmelidir.
GENEL DEĞERLENDİRME
Genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçları, toplumun güvenliğini korumayı amaçlayan önemli suç tipleri olmakla birlikte, uygulamada çoğu zaman somut tehlikenin varlığı, kastın bulunup bulunmadığı ve nedensellik bağı konularında ciddi hukuki tartışmalar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle her olayın kendi koşulları içinde teknik ve hukuki açıdan ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ceza hukukunun temel ilkeleri olan masumiyet karinesi, suçun tüm unsurlarının ispat yükü ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda, somut olayda suç tipinin unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği titizlikle incelenmelidir. Özellikle teknik nitelikteki olaylarda bilirkişi incelemeleri ve olayın meydana geliş şekli belirleyici rol oynamaktadır.
Bu sebeple TCK m.170 ve m.171 kapsamında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, sanığın hukuki durumunun doğru değerlendirilmesi ve etkili bir savunma stratejisinin oluşturulabilmesi için sürecin ceza hukuku alanında uzman bir müdafi tarafından yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
