I- MADDE METNİ
TCK MADDE 183 – Gürültüye Neden Olma
(1) İlgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
II-GÜRÜLTÜYE NEDEN OLMA SUÇUNUN HUKUKİ VASIF ve MAHİYETİ
Gürültüye neden olma suçu, Türk Ceza Kanunu’nda çevreye karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiş olup temel amacı bireylerin sağlıklı ve huzurlu bir çevrede yaşama hakkını korumaktır. Modern şehir yaşamında artan nüfus yoğunluğu, sanayi faaliyetleri, eğlence mekânlarının çoğalması ve trafik yoğunluğu gibi faktörler, gürültü kirliliğini önemli bir toplumsal sorun haline getirmiştir. Kanun koyucu bu nedenle belirli bir seviyenin üzerindeki ve insan sağlığını olumsuz etkileyebilecek nitelikteki gürültüleri cezai yaptırım kapsamına almıştır.
Bu suçun en dikkat çekici özelliği, çoğu zaman somut zarar suçu değil, tehlike suçu niteliği taşımasıdır. Başka bir ifadeyle gürültünün gerçekten bir kişinin sağlığını bozmuş olması şart değildir; gürültünün sağlığın zarar görmesine elverişli nitelikte olması suçun oluşması için yeterlidir. Bu yaklaşım, ceza hukukunun önleyici fonksiyonuna uygun olarak düzenlenmiştir. Zira gürültü kirliliği çoğu zaman uzun vadede ortaya çıkan sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.
Özellikle sürekli ve yüksek seviyede gürültüye maruz kalmanın:
gibi sonuçlara yol açabileceği bilimsel olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle kanun koyucu yalnızca doğrudan zarar doğmuş durumları değil, zarar doğurma potansiyeli bulunan gürültüleri de cezai yaptırım kapsamına almıştır.
Ancak her gürültü ceza hukuku anlamında suç oluşturmaz. Gürültünün suç sayılabilmesi için öncelikle ilgili mevzuatta belirlenen yükümlülüklere aykırı olması gerekir. Bu kapsamda özellikle Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği gibi düzenlemeler önem taşımaktadır. Gürültünün belirli sınırların üzerinde olup olmadığı, çoğu zaman teknik ölçümler ve uzman incelemeleri ile belirlenmektedir.
III- GÜRÜLTÜYE NEDEN OLMA SUÇUNUN MADDİ UNSURLARI
Fail
Bu suçun faili herhangi bir kişi olabilir. Suç özgü suç niteliğinde değildir.
Uygulamada bu suçun faili çoğu zaman:
olabilmektedir.
Ancak bireylerin aşırı ve sürekli gürültü oluşturması da bu suçun oluşmasına yol açabilir.
Suçun Konusu
Suçun konusu insanların huzurlu ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkıdır. Gürültü kirliliği bireyin yalnızca konforunu değil, aynı zamanda bedensel ve ruhsal sağlığını da etkileyebilecek bir çevresel risk olarak kabul edilmektedir.
Suçun Hareket Unsuru
Suçun hareketi gürültüye neden olmaktır.
Ancak bu gürültünün suç sayılabilmesi için şu şartların bulunması gerekir:
Örneğin:
bu suç kapsamında değerlendirilebilir.
Netice
Bu suçta fiili zarar meydana gelmesi şart değildir.
Gürültünün:
suçun oluşması için yeterlidir.
IV- GÜRÜLTÜYE NEDEN OLMA SUÇUNUN MANEVİ UNSURU
Bu suç kasten işlenebilen bir suçtur.
Kastın varlığı için failin:
yeterlidir.
Failin doğrudan zarar verme amacı taşıması gerekmez. Gürültünün çevrede rahatsızlık yaratabileceğini bilmesine rağmen faaliyetini sürdürmesi kastın varlığı için yeterli kabul edilir.
V- ŞİKAYETÇİ PERSPEKTİFİNDEN HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Gürültüye neden olma suçunda mağdur çoğu zaman gürültüden etkilenen kişiler veya mahalle sakinleridir. Özellikle sürekli ve yoğun gürültüye maruz kalan kişiler açısından bu durum günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir.
Şikayetçi taraf açısından ceza soruşturmasının başlatılabilmesi için çoğu zaman şu deliller önem taşımaktadır:
Özellikle tanık beyanları, gürültünün sürekliliğini ve yoğunluğunu ortaya koyma açısından önemli bir rol oynayabilir. Aynı bölgede yaşayan kişilerin benzer rahatsızlıkları dile getirmesi, gürültünün ciddi bir çevresel sorun oluşturduğunu gösterebilir.
Bununla birlikte ceza yargılamasında gürültünün gerçekten mevzuatta belirlenen sınırların üzerinde olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Bu nedenle çoğu zaman gürültü ölçümü yapılması ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır.
VI-SAVUNMA PERSPEKTİFİNDEN HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Ceza muhakemesi hukukunun temel ilkelerinden biri “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilke gereğince bir kişinin mahkûm edilebilmesi için suçun işlendiğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Gürültüye neden olma suçlarında çoğu zaman tartışma konusu olan husus, gürültünün gerçekten hukuka aykırı ve sağlığa zarar vermeye elverişli düzeyde olup olmadığıdır. Bu nedenle savunma açısından en önemli hususlardan biri teknik ölçüm ve bilirkişi raporlarının değerlendirilmesidir.
Savunma kapsamında özellikle şu hususlar ileri sürülebilir:
Ayrıca tanık beyanlarının çoğu zaman subjektif değerlendirmeler içerdiği unutulmamalıdır. Bir kişinin yüksek olarak algıladığı bir ses, teknik ölçümlerde hukuki sınırların altında çıkabilir. Bu nedenle ceza yargılamasında tanık anlatımlarının bilimsel ve teknik ölçümlerle desteklenmesi gerekir.
Eğer dosyada yeterli ölçüm yapılmamışsa veya bilirkişi incelemesi bulunmuyorsa savunma tarafı keşif yapılmasını ve teknik gürültü ölçümü gerçekleştirilmesini talep edebilir. Eksik incelemeye dayanarak mahkûmiyet kararı verilmesi ceza muhakemesi ilkeleri ile bağdaşmaz.
Sonuç
TCK 183’te düzenlenen gürültüye neden olma suçu, modern şehir yaşamında giderek önem kazanan çevresel bir suç türüdür. Bu düzenleme ile bireylerin sağlıklı ve huzurlu bir çevrede yaşama hakkı korunmak istenmiştir.
Ancak ceza hukukunun temel prensipleri gereğince bir kişinin cezalandırılabilmesi için gürültünün gerçekten hukuka aykırı ve sağlığa zarar vermeye elverişli düzeyde olduğunun teknik ve bilimsel delillerle ortaya konulması gerekir. Bu nedenle uygulamada gürültü ölçümleri, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve keşif işlemleri davanın sonucunu doğrudan etkileyen en önemli deliller arasında yer almaktadır.
Bu tür davalar çoğu zaman teknik inceleme gerektiren dosyalar olduğundan, hem şikayetçi konumundaki kişilerin haklarını etkin biçimde koruyabilmeleri hem de suç isnadıyla karşı karşıya kalan kişilerin savunmalarını doğru şekilde kurabilmeleri açısından sürecin deneyimli bir ceza hukuku avukatı tarafından yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
