I- MADDE METİNLERİ
TCK Madde 165 – Suç Eşyasının Satın Alınması veya Kabul Edilmesi
(1) Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı, bu özelliğini bilerek satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçun ticari faaliyet çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
TCK Madde 166 – Bilgi Vermeme
(1) İşlenmiş olan bir suçun meydana çıkmasını sağlayacak bilgiyi yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
TCK Madde 167 – Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep
(1) Yağma ve nitelikli yağma hariç olmak üzere, bu bölümde yer alan suçların;
zararına olarak işlenmesi hâlinde ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Bu suçların;
zararına olarak işlenmesi hâlinde şikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir.
II- SUÇUN VASIF MAHİYETİ
Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu, ceza hukuku sistematiğinde malvarlığına karşı suçların tamamlayıcı nitelikteki suç tiplerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu suç, doğrudan doğruya hırsızlık, dolandırıcılık veya yağma gibi temel suçların devamı niteliğinde olmasa da, bu suçlardan elde edilen malvarlığı değerlerinin dolaşıma girmesini sağlayarak suç ekonomisini destekleyen bir davranışı cezalandırır.
Bu suç tipi, klasik ceza hukuku anlayışında “yardımcı suç” veya “tamamlayıcı suç” olarak da değerlendirilir. Çünkü suç eşyasının piyasada alıcı bulması, malvarlığına karşı suçların işlenmesini teşvik eden önemli bir faktördür. Eğer suçtan elde edilen mallar kolaylıkla satılabiliyor veya el değiştirebiliyorsa, suç işleme motivasyonu da artmaktadır. Bu nedenle kanun koyucu, yalnızca suçun doğrudan faillerini değil; suçtan elde edilen malları bilerek satın alan veya kabul eden kişileri de cezai sorumluluk altına almıştır.
Bu düzenleme aynı zamanda suçtan elde edilen ekonomik değerlerin aklanmasının önlenmesi bakımından da önemlidir. Zira suç eşyasının piyasaya sokulması, suç gelirlerinin dolaylı biçimde ekonomiye kazandırılması anlamına gelebilir. Bu nedenle bu suç tipi, ekonomik suçlarla mücadele politikasının önemli araçlarından biri olarak görülmektedir.
III. SUÇUN MADDİ UNSURLARI
Bu suçun faili herkes olabilir. Suç özgü suç değildir. Ancak suçun oluşabilmesi için failin, eşyayı suçtan elde edildiğini bilerek satın alması veya kabul etmesi gerekir.
Suçun mağduru doğrudan doğruya eşyanın gerçek sahibi olan kişidir. Ancak dolaylı olarak toplumun ekonomik düzeni ve hukuki güvenliği de korunmaktadır.
Suçun konusu bir suçun işlenmesi sonucu elde edilen eşyadır.
Bu eşya;
Önemli olan nokta, eşyanın önceden işlenmiş bir suçtan kaynaklanmasıdır.
Suçun oluşmasına yol açan hareketler iki tanedir:
Eşyanın bedelsiz alınması da suç kapsamına girebilir.
IV- SUÇUN MANEVİ UNSURLARI
Bu suç kasten işlenebilir.
Failin şu hususu bilmesi gerekir:
Eşyanın bir suç sonucu elde edildiği.
Eğer kişi eşyanın suçtan elde edildiğini bilmiyorsa veya makul şekilde bilmesi beklenemiyorsa suç oluşmaz.
Bu nedenle uygulamada özellikle şu kriterler değerlendirilir:
Bu durumlar, failin suç eşyasını bilerek aldığına ilişkin dolaylı deliller oluşturabilir.
V- SAVUNMA PERSPEKTİFİNDEN DEĞERLENDİRME
Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu, uygulamada çoğu zaman hırsızlık, dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanma gibi malvarlığına karşı suçların devamı niteliğinde ortaya çıkan bir suç tipi olarak görülmektedir. Ancak bu suçun oluşabilmesi için yalnızca eşyanın suçtan elde edilmiş olması yeterli değildir. Kanun koyucu özellikle failin bu durumu bilerek hareket etmesini şart koşmuştur. Bu nedenle savunma stratejisinin merkezinde çoğu zaman “bilme unsurunun bulunmadığının ortaya konulması” yer almaktadır.
Bununla birlikte savunma yalnızca kast unsurunun çürütülmesine dayanmaz. Dosyanın niteliğine göre etkin pişmanlık, suçun unsurlarının oluşmaması, hukuka uygunluk nedenleri, şüpheden sanık yararlanır ilkesi, ticari faaliyet çerçevesinde iyi niyetli alıcı savunması ve delil değerlendirmesine ilişkin itirazlar da önemli savunma araçları arasında yer alır.
1- BİLME UNSURUNUN BULUNMAMASI SAVUNMASI
Suçun oluşabilmesi için sanığın satın aldığı veya kabul ettiği eşyanın suçtan elde edildiğini bilmesi gerekir.
Bu bilme hali;
ispatlanmalıdır.
Savunma açısından en önemli argüman, sanığın eşyanın suçtan elde edildiğini bilmediği ve makul şekilde bilmesinin de beklenemeyeceği yönündedir.
Örneğin;
Bu tür durumlarda sanığın suç eşyasını bilerek aldığı iddiası zayıflar.
2- EŞYANIN GERÇEKTEN SUÇTAN ELDE EDİLDİĞİNİN İSPATLANAMAMASI
Bu suçun oluşabilmesi için eşyanın gerçekten önceden işlenmiş bir suçtan elde edilmiş olması gerekir.
Ancak uygulamada bazı dosyalarda bu husus kesin olarak ortaya konulamamaktadır.
Örneğin;
Bu gibi durumlarda ceza hukuku bakımından şüpheden sanık yararlanır ilkesi devreye girer.
Bu ilke, modern ceza hukukunun en temel güvencelerinden biridir ve ispat yükü iddia makamına aittir.
3- TİCARİ FAALİYET VE İYİ NİYETLİ ALICI SAVUNMASI
Özellikle ikinci el eşya ticareti yapan kişiler bakımından bu suç oldukça sık gündeme gelmektedir.
Örneğin;
Bu alanlarda faaliyet gösteren kişiler günlük olarak çok sayıda eşya satın almaktadır.
Savunmada şu hususlar önem taşır:
Bu durumlarda sanığın suç kastı bulunmadığı ileri sürülebilir.
4- PİYASA KOŞULLARI VE FİYAT FARKI SAVUNMASI
Uygulamada suçun varlığı çoğu zaman eşyanın piyasa değerinin çok altında satılması üzerinden değerlendirilmektedir.
Ancak piyasa fiyatı her zaman sabit değildir.
Örneğin;
Bu gibi durumlarda düşük fiyat tek başına suç kastını göstermeye yetmez.
5- DELİL DEĞERLENDİRMESİNE İLİŞKİN SAVUNMA
Ceza davalarında sanığın suçlu sayılabilmesi için her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunması gerekir.
Savunma açısından özellikle şu hususlar önemlidir:
Bu gibi durumlarda suç kastının varlığı konusunda ciddi şüphe oluşabilir.
6- ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI
Her ne kadar Türk Ceza Kanunu m.165’te etkin pişmanlık açıkça düzenlenmemiş olsa da, uygulamada malvarlığına karşı suçlara ilişkin genel hükümler çerçevesinde zararın giderilmesi ceza tayininde önemli bir rol oynayabilmektedir.
Sanığın;
gibi davranışları mahkeme tarafından cezanın belirlenmesinde önemli bir indirim sebebi olarak değerlendirilebilir.
Bu durum aynı zamanda;
gibi sonuçların uygulanmasına da zemin hazırlayabilir.
7- SUÇA İŞTİRAK VE FAİLLİK AYRIMI
Bazı dosyalarda sanık hakkında aslında hırsızlık veya dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği iddiası ileri sürülebilir.
Ancak savunma açısından şu husus önemlidir:
Sanığın suça iştirak ettiği ispatlanamazsa, yalnızca suç eşyasını satın alma suçu söz konusu olabilir.
Bu durum cezanın niteliğini önemli ölçüde değiştirebilir.
8- HUKUKA UYGUNLUK VE HAKLI NEDENLER
Bazı durumlarda eşyanın kabul edilmesi hukuka uygun olabilir.
Örneğin;
Bu gibi durumlarda suç kastından söz edilemez.
9- ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ
Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” ilkesi gereğince;
suçun işlendiğine dair kesin ve açık bir kanaat oluşmadıkça sanık mahkûm edilemez.
Özellikle şu durumlarda bu ilke önem kazanır:
Bu durumda beraat kararı verilmesi gerekir.
10- ŞAHSİ CEZASIZLIK SEBEBİ VEYA CEZADA İNDİRİM YAPILMASINI GEREKTİREN ŞAHSİ SEBEP (TCK 167)
Savunma perspektifinde ayrıca büyük önem taşıyan bir diğer husus Türk Ceza Kanunu m.167’de düzenlenen şahsi cezasızlık sebebi ve ceza indirimi nedenidir.
Bu düzenleme, malvarlığına karşı suçların aile içi ilişkiler bağlamında değerlendirilmesi gerektiği düşüncesine dayanır. Kanun koyucu aile birliğini koruma amacıyla bazı yakın akrabalık ilişkileri bakımından ceza sorumluluğunu kaldırmış veya azaltmıştır.
Şahsi cezasızlık hali
Aşağıdaki kişiler arasında işlenen suçlarda faile ceza verilmez:
Örneğin;
Bir kişinin çalıntı olduğunu bildiği bir eşyayı eşinden veya aynı evde yaşadığı kardeşinden alması halinde, bu fiil suç teşkil etse bile kanun gereği cezaya hükmolunmaz.
Cezada indirim yapılmasını gerektiren haller
Bazı akrabalık ilişkilerinde ise ceza tamamen kaldırılmaz ancak önemli ölçüde indirilir. Bu hallerde suç şikâyete bağlıdır.
Bu kişiler:
Bu tür durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilebilir.
Savunma açısından önemi
Savunma bakımından bu düzenleme son derece önemlidir. Çünkü bazı dosyalarda sanık ile mağdur arasındaki akrabalık ilişkisi yeterince araştırılmadan iddianame düzenlenebilmektedir. Bu nedenle savunmada;
ayrıntılı biçimde ortaya konulmalıdır.
Eğer TCK 167 kapsamına giren bir ilişki mevcutsa, bu durum doğrudan doğruya ceza verilmemesi sonucunu doğurabilir.
SONUÇ
Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu, malvarlığına karşı suçların ekonomik etkilerini azaltmayı amaçlayan önemli bir düzenleme olmakla birlikte, suçun oluşabilmesi için özellikle manevi unsurun yani bilme kastının kesin şekilde ispatlanması gerekir.
Savunma perspektifinden bakıldığında;
gibi hususlar, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek önemli faktörlerdir.
Bu nedenle bu tür davalarda etkili bir savunma, yalnızca ceza hukuku kurallarıyla sınırlı olmayıp; ticari hayatın gerçekleri, ekonomik ilişkiler ve delil değerlendirmesi ilkeleri birlikte ele alınarak yürütülmelidir.
